Merhaba, Yabancı!

Burada yeni gibi görünüyorsunuz. Eğer katılmak istiyorsanız düğmelerden birine tıklayınız.

Aşkın bilimsel açıklaması

0
Mart 2017 düzenlendi

Aşık olmanın bilimsel açıklaması nedir? Neden Aşık oluruz, Hayvanlarda aşık olur mu?

Etiketlendi:

Yorumlar

  • 0

    İlişkinin ilk safhalarının, özellikle fantezi ve potansiyelin cazibesinden büyülenmeye bunca meraklı çağımızda daima heyecan verici olması sorunu geliyor. Hatta ilk safhalar öyle farklı oluyorlar ki farklı adları hak ediyorlar. Başlangıca çılgınca tutulma, sonrasına aşk demek daha isabetli olacaktır ve buradaki kilit mesele, herkesin aşkı aradığını iddia ederken aslında sadece çılgınca tutulmayı aramasıdır.
    Şaşırtıcı değil: sözde aşk hikâyelerinin neredeyse tümü aslında karasevda hikâyeleridir. Olgun, mutlu aşkı anlatan bir roman ya da film var mı? Herkes böyle bir mutluluğu istediğini söylüyor ama hiç kimse buna dair yazılmış bir romanı okumak veya çekilmiş bir filmi izlemek istemiyor.
    Batılı romantik aşk kavrayışı esasında çoğunlukla "birlikte yaşamanın imkânsızlığı" üzerine kurulmuştur. Dante, Beatrice'le doğru dürüst karşılaşmamıştır bile. Abelard çarçabuk hadım edilmiş, böylece Heloise'la birlikte yaşama derdinden kurtulmuştur. Aynı şekilde, haince katledilen Tristan, Isolde'la hiç ev aramaya çıkmamıştır. Gezgin ozanların kibar sevgileri erişilemez, evli hanımlara ayrılmıştır: Vuslat ne, sevdiklerine dokunamazlar bile. Romeo ile Juliet birlikte geçirdikleri tek geceden sonra ölürler (tek gecelik coşku olgusu Tristan ve Isolde'dan yakın dönem filmi Soğuk Dağ'a kadar çeşitli karasevda öykülerinin gözdesidir). Genç Werther, elbette başka bir adamla nişanlı Charlotte'a tutulur ve karman çorman her türlü gelişmeden kendisini vurarak sıyrılır. Stendhal'in klasik karasevda analizi Aşk Üzerine, Mathilda Dembowski adlı bir kadına duyulan karşılıksız kalmış arzunun ürünüdür.
    Stendhal âşık olmayı, sevgilinin kristalleştirilme süreci diye tarif etmişti. Aşk, tıpkı terk edilmiş bir tuz madenine atılan bir dalın "ışıldayan elmaslarla" kaplanmasındaki gibi, "olan her şeyden sevgilinin kusursuzluğunun yeni kanıtlarını çeker, toplardı." Başka bir deyişle âşık, gerçek kişiyle pek ilgisi bulunmayan bir fantezi yaratıyor ve bu tümüyle kişisel yaratıma sevdalanıyordu: "Aşkta insan sadece kendisi için yarattığı yanılsamayı yaşar." Yani aşk aslında kendine-aşktır; narsisizmin bir türüdür. Ve aşk en fazla beklentide coşar. Stendhal'in belirttiği gibi, gerçek sevgiliyle tanışmak gereksiz bir sıkıntıya bile yol açabilir. Ayrıca dünya küçülür, sevgili büyür ve ikisi, diğer her şeyi karartan, ezici bir imgede birleşir. Yani karasevda veya çılgıncasına sevme aslında sorumluğu kabul etmenin değil, sorumluluktan kaçmanın bir yoludur.

  • 0

    Aşık olmak türün devamı için kritik önem taşıyan bir olgudur. çünkü insanların yavruları uzun süre bakıma muhtaçtır ve tek bireyin hem kendine hem de yavrusuna bakması çok zor ve yorucudur. bu nedenle aşk iki kişi arasında bağlayıcı rol oynar. aşkın bir diğer özelliği ise gelecek neslin daha sağlıklı olabilmesi için en uygun genetiğe sahip kişiyle bağlanmayı sağlamaktır.

  • 0

    Beyin kimyasındaki geçici bozulma denebilir.Ask ile evlenip boşananlar var. Bu da durumun geçici olduğunu gösterir.Genelde insanlar tanımadıklarına aşık olurlar.ve aşık iken karşısındaki kişinin olumsuz yönlerini görmezler.

  • 0

    Canlının en temel içgüdüsü hayatta kalmak. Üremek ise hayatta kalmak için yapılan temel şeylerden birisi. Üremeye giden her adım bilinçaltı dolayısıyla zevk verir. Aşk acısı da hayatta kalma konusunda duyulan bir endişe olabilir.

  • 0

    Kuğular tek eşlidir ve eşlerini kaybettikleri zaman üzüntüden zamanla kendileri de ölürler. Bu hayvanların da aşık olabileceğini gösterir.

    Aşkın bilimsel formülüne gelince.
    Oksitosin:
    -Sistein
    -Tirosin
    -İzolesin
    -Glutamin
    -Asparajin
    -Prolin
    -Lösin
    -Glisin
    Oksitosin aşık olunduğunda duyguları sağlayan hormon. Diğerleri de oksitosini oluşturan aminoasitler.

  • 0

    Üremek için seks dürtümüz var. Üredikten sonra çocuklara bakmak içinde aşk duygusu var. Burada detaylı olarak bilimsel bir dille anlatılıyor.

  • 0

    Son yıllarda beyin görüntüleme tekniklerinin gelişmesi sonucu aşık olan ve olmayan insanlar karşılaştırılınca aşkın nörokimyası şöyle bulunmuş. Dopamin hiç olmadığı kadar çok salgılanırken serotonin salınımı resmen yerle bir oluyor. Ve ne tesadüftür ki obsesif-kompülsif hastalığının da nörokimyası aynen aşk ile aynı. Dopamin-serotonin arasındaki dengesizlik. Aşık olunca uykunun gelmemesi, az yemek yeme ve kendini
    canlı-mutlu hissetme gibi durumlar da serotonin bloke olup dopamin çok salgılanınca meydana geliyor. Tabi insan aşık olunca sadece bununla kalmıyor vücudumuz. Beynin muhakeme etme, mantıklı karar verme bölgesi olan frontal lobu da deaktive olur. Bu yüzden karşıdaki kişiyi değerlendirirken yargı ölçütleri gevşer ve karşıdaki kişiyi vazgeçilmez, yeri doldurulamaz biri olarak algılarız. Bu da kişiyi saplantılı bir hale getirir ve aşk körlüğü denen şey ortaya çıkar. Çünkü aşk insanlarda ilgi daralmasıdır, seçici bir odaklanma halidir, takıntılı bir düşünce biçimidir, bir mani halidir, görme/algı kusurudur. Aşıklar bu yüzden saplantılıdır. . Bunun yanında bağlılık hormonu olan oksitosin de aşırı salgılanır. Bu da aşık olan kişinin bir süreliğine tek eşli olmasını sağlar. Yukarda bahsettiğim gibi ilgi daralması olup bi kişiye odaklanma hali. Tarla faresi-dağ faresi deneyinde de tek eşliliği etkileyen bi faktör olduğu bulunmuş oksitosinin.
    Bu senin sorduğun sorunun cevabıydı yani neden saplantılı olurlar sorusunun. Tabi daha diplerinde Schopenhauer'in bahsettiği gibi bilinçdışı bir şekilde daha iyi bir tür meydana getirme isteği de denebilir. Ya da Carl Jung'un bahsettiği gibi anima-animus olayı da olabilir karşıdaki kişiye aşık olma olayı. Son olarak şunu söyliyim bi de, aşk ve sevgi aynı şey değildir. Birden fazla insanı sevebilirsin ama bir kişiden fazla kişiye aşık olamazsın. Benim bildiğim araştırdıklarım bunlar. Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .