Merhaba, Yabancı!

Burada yeni gibi görünüyorsunuz. Eğer katılmak istiyorsanız düğmelerden birine tıklayınız.

Osmanlı devletinin coğrafi keşiflere etkisi

0

Osmanlı Devleti'nin egemenliğinin güçlü olduğu zamanlarda Avrupalı devletlerin yeni arayışlara girdiğini hepimiz biliyoruz. Bu coğrafi keşifler, reform ve rönesansla örneklendirilebilir. Ve bu girişimler onları bilim yolunda büyük yol almalarını sağladı. Sorum şu. O zamanlar Osmanlı gibi bir devlet yapısı olmasaydı Avrupalılar yeni arayışlara girer miydi? Avrupalılar bilim yolunda bu kadar ilerleyebilir miydi? Avrupa'nın gelişmesinde bir nevi Osmanlı'nın kapalı bir şekilde katkısı olmuş mudur?

Yorumlar

  • 0

    Osmanlının başta coğrafi keşiflerde olmak üzere rönesans ve reformda da ciddi etkisi olmuştur. Ama Osmanlı yapmasa da bunun olması mümkün olabilir. Bu büyük oranda avrupanın siyasi yapısıyla ilgili, tek bir güç yerine bölünmüşlük ve rekabet avrupanın yeni şeyler keşfetmesine sebep olmuştur. Ama tarihten bir şeyi çıkarıp tam olarak neler olacağını tahmin etmek çok zor, mesela Osmanlı olmasaydı belki de Roma-Germen İmparatorluğu bütün avrupayı bir arada tutacak ve bilimsel aydınlanmayı engelleyecekti. Yani tarihle ilgili böyle şeyleri tahmin edemezsiniz.

  • 0

    Toplumlar birbirleri ile etkileşerek gelişirler. Birinin dönemsel avantajları ve dezavantajları hep mevcuttur ve bu her çağ için de geçerlidir. Avantajlar belli bir dönemde belli kültürleri domine ederken bu avantajlşara sahip olamayanlar zorunlu biçimde kendini korumaya ve kendinden ileride olanlardan bir şeyler kapmaya da çabalarrlar. Bu sırada şartlar değişir ve avantajlar dezavantaja dezavantaj gibi görünenler aniden avantaja dönüşebilir ki aslında biyolojik evrime de paralel bir durumdur bu.
    Şimdi bu karışık görünen durumu osmanlı ve avrupa adına açalım biraz.
    Osmanlının yönetim erki genellikle merkezidir, avrupa feodalizmine benzemez, bölgesel derebeyleri yani toprak hakları olan lordlar bulunmaz yani. Roma ve Bizans da yılınca avrupada hiç bir büyük krallık merkezi yönetim erki aslında yoktur. Bazı yeni oluşumlar imparatorluklar olsa da vizyonları hepsinin yeni Roma olsa da hiç biri Roma kudretine erişememiştir (Kudretli Roma!)
    Oysa Osmanlı kendi iç çelişkilerine çeşitli isyanlara ve bazı doğu imparatorları ile rekabet etmesine rağmen uzun bir süre bölgede dominant nitelik kazanmıştır ve eşdeğer rakibi de bulunmaz o dönemde.
    Avrupa feodalleri ise daha ziyade birbirlerinin üzerine gitmekte rekabete girişmekte, bazen yüz yılı aşan sürekli savaşlar içindedirler. Bir bölümü de toprak ve mülk zengibi lordlar vasıtasıyla ticarete soyunmuş özellikle de deniz ticaretinde önemli aşamalar katetmişlerdir. Venedik portekiz ispanya örneğin. İspanya ise bir dönem de avrupalı müslümanlarla beraber yaşamış ondan da bir çok şey kapmış sonunda da hakimiyeti iki prensliğin birleşmesi ile yeniden sağlayabilmiştir.
    Osmanlı açuısından uzun süre hiç bir problem yoktur. Bütün ticarete hakim olduğu gibi canını sıkan haracını ödemeyen olursa da koca bir ordu ile sefere çıkmak suretiyle ortalığı tarumar edebilmektedir.
    Yani Osmanlının tuzu o dönemlerde epeyce kurudur. Çeşitli feodal beyler olmadığı için dini yaptırım güçlerinin kilise gibi feodaller lehine bağımsız biçimde örgütlenmesine de mahkemeler oluşturup sert önlemler almasına hiç lüzum yoktur. Bugün ABD ne ölçüde özgürlükler ülkesi ise (ekonomik sosyal nedenlerle) Osmanlı da dönemi için öyledir.
    Ama bu sonsuza dek süremez. O dönemin yani büyük imparatorluklar çağı aslında köleci Roma nın ve ortodoks Bizans ın yıkılışı ile tam olarak değil, Osmanlının sonunda bitecektir,. Bu oluşumlar oldukça karmaşık ama merkezidir otoriterdir doğrudan askeri güç kullanır, tüm ticareti kontrol eder, prenslikleri haraca bağlar gerektiğinde sefere çıkar ve genelde de haxinesi hep doludur yer yer lüks uğraşlara da izin verebilir.
    16. yüzyıldan sonra sistem geri tepmeye başlar arık yeni fethedilecek topraklar haraca basğlanacak devletler yoktur ticaret yolları için alternatif yollara dair keşifler yapılmaya başlanmıştır gatta denizcilik bu hayaller dahilinde öylr gelişmiştir ki yeni kıta keşfedilmiştir vs.
    Bu arada Avrupalı bütün bu çabalarda gezginliğin yeni şeyler öğrenmenin özgürce düşünmenin dini otoritelere her zaman güvenilmemesi gerektiğinin de bilincine varmış, ticareten zenginleşme yoluyla da toprak sahibi olmasa da çok zengin tüccarlar ortaya çıkmış, asillere eşit hatta onlara üstün gelmeye hatta zor durumda olan lordlardan vs ünvanlarını satın almaya başlamışlardır. Bunların gelişimi esnasında aynı dönemde avrupalı müslümanlar dayesinde kendi eski bilgelerini de yeniden keşfetmiştir tabi müslümanların bunlar üzerine güncelledikleri doğa bilimi matematik ve tıp da öğrenmişlerdir. Yeni zenginler daha iyi olanaklar ve güç. için bu çabaları daima desteklemişler yavaş yavaş ilk sanayi devrimi ve sömürgecilik dönemi de başlamıştır.
    Bu noktada avtrupalı medeniyetlerin merkezi olmaması da oldukça işe yaramış denebilir bugünkü kapitalist sistemin neredeyse tüm unsurları aslen temelini o döneme özgü biçimde geliştirmiş işgal ve fetih zihniyeti yerine hümanizm felsefesi dahilinde hem bir yandan bireysel özgürlüklerin yolunu açarken bazen de bunu kötüye kullanmaktan çekinmemiş sömürgeciliğin ayrımcı anglo sakson üstünlüğüne dayalı ideolojisini oluşturmuştur. Yeni sömürgeci avrupanın en dev imparatorluklarında kudretli Roma bu defa gerçek anlamda tekrar diriltilmiştir denebilir.
    Nasıl?
    Roma aslen aristokrat köleci ama epeyce de hukuki bir oluşumdur ne feodallere benzer ne pagan tapınakları tarafından yönetilmştir son derece karmaşık bir hukuku vardır örneğin belagat gücü yüksek filozof aristokratları ile de tanınırdı Dolayısıyla hümanist yeni avrupanın yasal çerçevesi arık kiliseler ve toprak sahibi kralların keyfinden çok bu noktadaki karmaşık hukuki düzenlemelere anlaşmalara göre de işlemeye başladığından yeni dünyanın alt yapısı yeni kölelerin de varlığı sayesinde (sömürgeler) Romalaşmıştır. Dolayısıyla da kudretli olmanın yanı sıra da kendilerini üstün de sayabilmişlerdir yine.
    Eh zaten gücü elde eden kendi ile başa çıkamayanlara karşı ben üstünüm o kaka der, ister dini fetihçi kurtuluşçu iddia olsun ister sömürgeci ırkçı iddia hiç fark etmez bu kısım tamamen siyasal gücü ele geçirenlere bağlı ve fazla insancıllık enayilik ve ynilgi anlamına gelir ebn vhşi insan doğasında.
    Olgunun bundan sonrası zaten çorap söküğü gibi ilerliyor dünkü korkunç gazap bugün hsta adam oluverdi veya dünkü sefiller ve hurafelere tapan yobazlar güruhu uzaya kadar çıkarken öbürü de kaybettiği gücü korumak adına gün geçtikçe bir önceki çağın sefaletini (ortaçağ avrupası) i tekrar etmeye başladı .
    Yani osmanlının tabiatı bu po zaman ve o olmasa yerinde belki bir başka sonuncu merkezi asyatik imparatorluk hüküm sürecekti İranlılar olabilir araplar olabilir vs nitekim onlar da yükseliş çağlarındfa ve daha ileri seviyede idiler o dönemlerde bunu yayarak kontrol ederek de güçlü biçimde yüzyıllarca devam ettirmişlerdi. Ancak bu devam edebilecek de bir şey değil sürekli öyle olmadığını ise avrupalı modern bilimi yeni sistmleri icat edince insanlık farkedebildi bu defa onca sefaletin ve kıyımın ardından bayrak onların eline geçmiş hatta birden ellerind bulmuşlardı beklemezken. :)
    Peki sırada ne var ilerde gene bir ters yüz olabilir mi? Bilemem sadece mevcut sistematiğin en son biçiminde de onu tıkayan bazı unsurlar var ve bu konuda bir çok da birbiri ile çatışan siyasi fikir var bayrağın el değiştirip değiştirmeyeceğini söylemek içinde taşanılan dönemden bildirmek ise kahinlik safsatasına girecektir. :)

  • 0

    İstanbulun fethinden dolayı bazı başarılı bilim adamları göç ederek( özellikle İtalyaya) gittiği ülkede rönesansın başlamasına katkıda bulunduğu gerçeği var bizde dolaylı yoldan etklemiş oluyoruz rönesansı ayrıca önemli ticaret yolları (ipek-baharat) osmanlının eline geçmesi de coğrafi keşiflere teşvik primi çıkarttı yani Avrupada bilimin sanatın bir anda bu kadar hızlı ilerlemesinde Osmanlının da dolaylı yoldan payı olabilir. Malesef ki Osmanlı Devleti bu gelişmelere karşı fazla tepkisiz kaldı ki bunun etkisini gelecek yüzyıldaki halinden rahatça anlayabiliriz.

  • 0

    Ben şöyle yorumluyorum: Osmanlı'nın ticaret yollarına hakimiyetini kırıp ekonomik kalkınma sağlamak Coğrafi Keşifler'in nedenlerinden biridir. Coğrafi keşifler, burjuva kesimi zenginleştirdi. Zenginleşme sanat,bilim gibi entellektüel uğraşlara ilginin artmasına ve bunların gelişmesine katkı sağladı, bu da Aydınlanma Çağı dediğimiz rönesans,reform hareketini hızlandırdı. Osmanlı olmasa gene olabilirdi ama Osmanlı dolaylı yoldan süreci bayağı hızlandırdı.

  • 0

    Yapısal açıdan, antik yunan ve selçuklu birbirine benzer. Bilim, fen ve sanatta öncüldürler, ortaya güzel işler koydular. Bu her ikisinin ardılı olan Roma ve Osmanlı ise, bilim ve sanatta ortaya yeni bir şey koymamışlardır. Her iki devlet de, hukuksal ve askeri güç alanında çok ileridir. Her ikisi de daha büyük, daha görkemli yapı inşa ederek büyüklüğünü gösterme gayretine girişmiştir.

    Dolayısıyla, ne Roma'nın, ne de Osmanlı'nın bilimsel anlamda gelişmesi, devlet organizasyonları ve devlet yapıları nedeniyle beklenemezdi.

Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .