Merhaba, Yabancı!

Burada yeni gibi görünüyorsunuz. Eğer katılmak istiyorsanız düğmelerden birine tıklayınız.

Eğitim sistemi nasıl olmalı?

0
Mart 2017 düzenlendi

Sizce Türkiye için ideal eğitim sistemi nasıl olmalı? Mevcut sistemin başlıca sorunları neler? Daha aydın ve empati yeteneğine sahip bireyler yetiştirmek için elimizdeki imkanlarla eğitim sistemine etkide bulunmanın yolları var mı?

Etiketlendi:

Yorumlar

  • 0

    Şöyle özetleyelim; 9 sene İngilizce dersi görmüş bir lise mezununun nasıl İngilizcesi ''ar yu kola? Vatizyorneym?''den öteye gidemez? Sayılı eğitim kurumları hariç Türkiye'de eğitim sistemi tamamen şişirme notlar ve ezbercilikten ibaret. Bunun ana nedenlerinden biri de belki öğretmen maaşları. Mesleğine başlayana kadar kıçını yırtan ve 3 kuruş para alan adamın da ''ohh kapağı attık'' kafasında olması çok bir beklenmedik durum değil (sayılı idealist saygıdeğer hocalarımı hariç tutarak) öğrenciye; öğrenmeyi, araştırmayı, sorgulamayı, soru sormayı, düşündüğünü söylemeyi, nerede nasıl davranması gerektiğini aşılayamıyor öğretmenler. Öğretmenlik puanları bu kadar düşükken ve düşmeye devam ederken genelde eğitim fakültesine giden öğrenciler ''puanım buna yetti'' öğrencileri oluyor.

  • 0

    Türkiye eğitim sisteminde günde 6 saat okula gidiliyor, sınav var, sınav olmasa sınav olduğunu zannettiğimiz torpiller var sonuçlar çocukların hayatını etkiliyor. Okullarda kantin var ve devlet tarafından besin ihtiyaçları karşılanmayıp öğrencilerden kdv üzerinden vergi alınıyor. Ayrıca yemek yerken, yemeğin devlete verilen vergiler tarafından alındığı öğretiliyor ve bu yüzden herşeye vergi veriliyor. Derslerde uygulama değil, teori ve ezber ön planda. Dünyadaki en başarısız eğitim sisteminden biri de Türkiye'de uygulanıyor.

    Mühendislik eğitimimiz bok gibi. Öğrenciler dört yıl boyunca teorik problemler ve montaj eğitimi ile boğuşuyor. Asla meselenin özü yok. Sonra milli tanka neden yerli motor yapamıyoruz diye soruyoruz? İddia ediyorum bu sistemden yetişen bir mühendis asla motor yapamaz çünkü bilmiyor. Yapacağı en fazla iyi bir replika olur onun da petentini kazandıracağından fazlasına satarlar bize. Teorik eğitim kalkmalı ve pratik eğitime ilk öğretimden başlamalıyız. Ha bir de bu ülkede ağır sanayi kurulmalı neden geciktiriliyor anlamıyorum. Bu yatırım mucizeler doğurur ve haliyle parlak mühendisler.

  • 0
    Şubat 2017 düzenlendi

    Fin eğitim sisteminde günde 4 saat okula gidiliyor, sınav yok, sınav olsa bile sonucu öğrenciye söylenmiyor. Okullarda kantin yok ve devlet tarafından besin ihtiyaçları karşılanıyor. Ayrıca yemek yerken, yemeğin devlete verilen vergiler tarafından alındığı öğretiliyor. Derslerde teori değil, uygulamalar ön planda. Dünyadaki en başarılı eğitim sistemi de Finlandiya'da uygulanıyor.

    Şöyle ki bir öğretmen adayı olarak öğrencileri düşündürmeye yönelik sorular sormak yerine onlara ezber yaptırmaya yönelik anlatımlar yapılıyor. Daha sonra öğrenciye kendi düşüncelerini sorup kendini ifade etme şansı vermek yerine öğretmenin ne anlattığını sorup onları öğretmenin görüşleri doğrultusunda kalıplara dönüyoruz daha sonra aradaki maddi manevi bir takim eşitsizlikleri kaldıramayarak insanları maddiyat düzeylerine göre eğitimlerle uçuruma zorluyoruz.

  • 0

    İçinizi karartmak gibi olmasın ama pek gelişecek gibide görünmüyor. İster Japon ister Finlandiya sistemini yerleştirin yine sonuç değişmez. Çünkü eğitim-öğretim diğer toplumsal dinamiklerle iç içe ilerliyor. Toplumun refah seviyesi düşük, ekonomik ve sosyal açıdan mutlu değil insanlar.

  • 0

    Okullardaki zorbalığa öncelikle çözüm bulunması gerekir. Kişilik ve karakterlerin oluşum sürecinde baskıya uğrayan ve dışlanan çocukların hayatı kayıyor.
    El kadar çocuk fizik kimya öğrenmesede olur, insan olmayı öğrensin ve kendine güvenmeyi haklarını aramayı.
    Pozitif bilimlere karşıda merak aşılanmalı. Çocuklara merak aşılamadan fizik kimya tarih vesaire öğretmeye kalkıyorlar.
    Çocuk eğitim hayatı bitine kadar maalesef derslerin kötü ve sıkıcı bir şey olduğuna inanacak.

  • 0

    Söylemler hep aynı. Ezberci eğitimden vazgeçmeli ,şöyle böyle olmalı vesaire. 20 yıllık bir eğitimci ve amacı - içeriği farklı kurumlarda olarak görev yapmış biri olarak naçizane, tecrübeden kaynaklanan sorunları ve çözümleri paylaşmak istiyorum.Okuduktan sonra bazı kısımlarına itirazlar gelebilir,o da başım gözüm üstüne : Eğitim sistemimizin en büyük sıkıntısı ne eğitim ortamı ne de müfredat. En büyük sıkıntı kuralsızlık. Kağıt üstünde var ama öğretmen ve okul idaresi uygulamaya kalktığı zaman başına neler geliyor yaşayanlar bilir.
    1.)Disiplin kuralları yok hükmünde. Bir başka öğrencinin öğrenme hakkına engel olan çocuğa karşı yaptırım gücü yok.
    2.)Öğretmenin sınıf içindeki durumuna gereksiz müdahale çok fazla.Her öğrencinin öğrenme hızı farklı ,öğrenciye göre değil müfredata göre hareket etmek zorunda kalıyoruz.
    3.)Müfredatlar 20 kişilik sınıflara göre hazırlanıyor. Bir konu 10 saatte öğrenilebilecek bir konu ise müfredatta 3 saatte sıkıştırılmış durumda.Sınıf sayıları malum ,özel okullarda bile mevcut fazla.
    4.)Eğitim sistemine siyasi müdahale çok fazla.Herkes tribünlere oynuyor.
    5.)özellikle son yıllarda öğretmenin üzerinde o kadar angarya var ki sınıfa girip ders yapmak son işimiz artık. Evrak işine boğulmuş durumdayız. Lüzumsuz, gereksiz öğrenciye hiçbir faydası olmayan sözde sosyal faaliyet ya da proje adı altında enerjimizi sömüren, sırf yukarıdakilerin "yapıldı ""istatistiklerine eklenecek gereksiz işler.
    6.)Velilerin bilinçsiz olması, çocuğuna sahip çıktığını zannederek yaptığı tüm terbiyesizliklerin arkasında durması.
    7.)Okul suresi çok uzun. Haftanın her gününü saat 5 e kadar memur gibi okulda geçiren öğrencinin ne dinlenmeye ne de bir sonraki güne hazırlanmaya imkanı olmuyor.
    8.)Eğitim ortamlarının yetersizliği. Kağıt üstünde her şey tam donanımlı ve belli bir öğrenme seviyesindeki öğrenci topluluğuna göre yapılıyor ama gerçek öyle değil. Ben lisede önüme gelen öğrenci okuma yazma biliyorsa ya Rab şükür diyorum. inanın o haldeyiz.
    9.) Ödenek yetersizliği. Bakanlık halka başka bize başka açıklama yapar.Kesinlikle veliden para istenmeyecek der ama bizim taleplerimize verilen yanıt aynıdır. ''Okul ve çevre imkanlarından yararlanarak halledin. Buradaki çevre nedir yorum sizin.

  • 0

    Bugün bir haber gördüm 16 yaşında bir kardeşimiz, felsefe yarışmasında birinci olmuş. Yazdığı yazıya biraz baktım S.hawkins in "felsefe öldü"sözüne atıf yaparak başlamış. Felsefe bilimlerin anasıdır bu bilinir . Devamında felsefenin analitik düşünce getirdiği çocuk yaştakilere sorulan sorulara verdikleri cevapların şaşırtıcı olduğu gençler felsefe yapamaz argümanın yanlış olduğunu söylüyordu yazısında. Analitik düşünce kazandırdığından eminim bende sorunları farklı açılardan ele alan çocuklar becerilerine göre doğru yönlere kanalize edilirse verilen derslerinde niteliği arttırılırsa grup çalışmaları arttırılıp etkinleştirilirse sistemin ne olduğunun çokta önemi yok, mühim olan çocuklara ne verdiğinizdir. Hangi sistemle verdiğinizin pek önemi yok gibi . Bir balıktan ağaca çıkmasını isteyemezsiniz.

  • 0

    Analitik düşünme, sorgulama, delillere göre hüküm verme gibi evrensel ve bilimsel gerçeklerle düşünen bir zihniyet inşa edilmeli bireylerde.
    Eğitim ve öğretim birbirinden ayrılamaz, tüketim toplumundayız ve çocukların sürekli doyurulmak istenen bir tüketim açlığı var, her gün yeni bir ürün ve istekle doyurmaya çalıştığımız minik devler büyütüyoruz, isteklerini alana kadar direnç gösteriyorlar, aynı açlığı okumak ve ögrenmek için göstermiyorlar.

  • 0

    Eğitim okulla sınırlı değil. Ancak okula bakarsak, müfredatını herkes kendi seçmeli, her dersin zorluk derecesini öğrenci seçmeli ve notları sınav başarılarına göre değil seçtiği derslere uyumuna göre verilmeli, öğretmenler öğrencileri görmemeli. Öğrenciler ses değiştirici kullanılan dışarıdaki cam alanlarda dersini görmeli. Öğretmen de herhangi bir öğrenciye karşı aşırı sevgi ya da nefret beslemez böylelikle. Teneffüste herkes serbest olmalı. İsteyen uçurtma uçurmalı isteyen sarılmalı, isteyen öpmeli. Mutlu çocuklar yetiştirilmeli, dersten sıkılan hava almalı. Uykusu olan uyumalı. Bir nevi ikinci ev. Her gün okul olmalı, ev ödevi olmamalı. İsteyen okulunda -ikinci evinde- geceyi geçirebilmeli. Günde 3 ders olmalı, dersini uyuyup kaçırdıysan uyandığında herhangi bir öğretmene sana dersi anlatmasını anlatmasını istemelisin. Geceleri orada kalan öğrenciler okul bahçesine ağaç dikip ağaçları süslemeli. Birlikte laboratuvarda sabahlamalılar gerekirse. Gerekirse kütüphanede kitapların üzerine uyumalılar. Eski külliyelerin camiyi çevrelediği gibi şehir okulun etrafını -geleceklerinin etrafını- çevrelemeli. Bunların parası bütün ülkeye nasıl yetecek derseniz, sarayın parasından kullanabilirler. Saray yerine ülkenin her yerine kendi geleceklerimizi dikelim.

  • 0

    Eğitimin yalnızca üniversite kazanmak için olmadığı bir sisteme geçilmesi gerekiyor lisede. Liselilerin zorunlu roman, deneme , makale okuması gerekiyor diye düşünüyorum. Yaratıcılığı arttıran etkinliklere öncelik verilmesi ve ezberden uzakta bir eğitim sistemi olmalı diye düşünüyorum. Mesela geçen gün sınavına girdiğim derste hoca kitaptaki cümlelerden aykırı cümle istemediğini, kitapta ne yazıyorsa aynısını istediğini hem dersinde hem de sınavında vurgulamıştı , yine dediğine uymadım ve 60 almışım. Böyle bir şey olamaz proflar bile üretken, yaratıcı bireyler istemiyorsa ciddi problem var demektir sistemde. Sistemi reddedemiyorsak, en azından değiştirmemiz gerekiyor hem de acilen.

  • 0
    Şubat 2017 düzenlendi

    Eğitim bilgi vermek değildir, verilen bilgiyi nasıl kullanman gerektiğini bilmektir, bilginin sana neler katacağını bilmektir. Ali Nesin gibi bir matematikçi diyor ki ben bir polinom sorusunu 10 dakikada çözüyorum lys ye giren çocuk 1 dk da çözüyor. Burada tabi bir yanlış var ezberci eğitim sana hiç bir şey öğretmiyor maalesef. Sorgulamayı araştırmayı etüt yapmayı öğretmek lazım. Ben hocalarımıza da çok güvenmiyorum ama idealist hocaların da eli kolu bağlı maalesef. Sistem bastan sona yanlış.

  • 0

    Küçük yaşta insanların yetenekleri belirlenip yeteneği doğrultusunda alanlara yönlendirmeleri gerekir.
    Adam 20 yaşına geliyor hangi bölümü okusam diye düşünüyor. Alan seçimi daha küçük yaşlarda çocuğun yeteneğine göre yapılması gerekir.

    Ayrıca çocuklara derslerin sevdirilmesi gerekir. Sırf ders sevdirme dersleri olmalı. Eğitimin ilk 1-2 yılı kimyayı fiziği biyolojiyi tarihi sevdirecek çalışmalar yaparak çocuklara bu konulara merak salmaları sağlanmalı.
    İçinde merak duygusu olmadan robot gibi ders çalışan çocuklardan cacık olmaz.
    En yüksek potansiyele sahip öğrenciler genelde bizim sistemimizde eleniyor.
    Eğitim sisteminde merak duygusu uyandırdığı için felsefe dersinin bol tutulması gerektiğini savunuyorum.
    Eğer çocuğun içine merak duygusunu işlerseniz, sizin hiç bir şey öğretmenize gerek kalmaz o kendisi zaten her şeyi öğrenmeye başlayacak.

  • 0

    Onu bunu bilmem de, dört işlem yapamayanı geçirmeyeceksin sınıftan. Okuduğunu anlamada bile gerilerde olmamızın başlıca sebebi bence matematik eğitimimizin çok ama çok kötü ve gevşek olması.

  • 0

    Daha önce benzer bir post vardı orada kendimce yazmıştım, köy Enstitüleri gerçeği var yakın geçmişte. Birde en önemli unsur eğitim ile ticarethane mantığının tamamen ayrılması gerekiyor, eğitim konusuna tam bir idealist edasıyla yaklaşmak gerekli diye düşünüyorum.

  • 0

    Her insan aynı değildir, bazısı tembel bazısı aptal bazısı da zekidir, çok çeşit insan var fakat herkes özeldir. Her insanın meziyeti farklıdır. Hiçbir konuda, iş kolunda başarısız olacak insan yoktur.
    Yeni eğitim sistemi , Lise okumak mecburidir, Lise döneminde eğitimin yanı sıra, öğrencilere sürekli testler yapılmalıdır. Psikoloji, sağlık, sorumluluk bilinci özel ilgi alanları vesaire. Çok çeşit sınıflandırmalar yapılarak öğrenciler ayrılarak çeşitli iş kollarında seçenekler sunulmalıdır. Uzmanlar tarafından belirlenen bu seçenekler, örneğin hayal gücü yüksek, çizim yeteneği olan, idealist bir kişiliğe her öğrenciye olduğu gibi, 20 farklı çeşitte iş kolu sunulmalıdır. Örneğin bu öğrenciye Grafik tasarım, iç mimar, endüstriyel tasarım gibi gibi. Yani bilinç ve sağlık bakımından uygun olmayan öğrenciler farklı iş kollarını seçemezler, Sağlık testleri de bu yeni sistemde büyük rol oynar, Tiroid hormonları, kan basıncı tansiyon düzeyi gibi faktörler de insanın yönlendiren unsurlardır. Bunlarında o kişinin hangi meslekleri yapabileceğini belirleyen faktörlerdendir. İletişim becerisi, dürüstlük gibi tümüyle testlerden öğrenciye şema çıkartılarak lise son da hangi meslek dalını seçeceği sorulmalıdır. Üniversiteye giriş bileti, öğrencinin hangi meslek dalını seçeceğidir, bunun için herhangi bir sınav olmaz. Fakat lise de ki başarı oranı ve öğrencinin ne istediği de bu şemanın oluşumunu doğal olarak etkileyecektir. Tıp okumaya müsait olmayan bir öğrenci için tıp seçeneği ortadan kaldırılacaktır. İnsan ilişkileri kuvvetli, matematik, hesaplama gibi kabiliyetleri olan öğrenciler Bankacı, finansman, muhasebeci gibi iş kolları sunulacaktır. Bu testlere ve öğrencinin seçtiği iş koluna göre üniversiteye sınavsız alınacaktır. Örneğin seçenekleri arasında hukuk gören öğrenci, hukuk seçtiği zaman hukuk fakültesine gidecektir. Başarılı bir şekilde mezun olduğu zaman diplomasıyla baroya kaydedilip avukat ünvanı alacaktır. Fakat yeni bir şema da seçenekleri arasındadır. Hakim, Savcı gibi, eğer öğrenci isterse, 2 yıllık yüksek lisansı seçip hakim veya savcı gibi ünvanlar da alabilecektir. Diğer fakültelerde de bu geçerlidir, Lise sonda çıkarılan uygunluk şeması yanısıra üniversite okumadan girilebilecek meslekler de vardır, eğer öğrenci üniversite okumak istemiyorsa bu meslekleri seçebilirler. İnşaat işçisi, temizlik görevlisi, güvenlik görevlisi gibi. Tabi bu seçenekler seçildikten sonra 1 yıllık haftanın bir günü devletin verdiği iş eğitimi dersine katılmak mecburi olacaktır. İsmek gibi eğitim kurumlarından sertifika alacaklardır. Lise bittikten hemen sonra iş bulabilirler 1 senelik haftanın 1 günü olan kurs süreci işi etkilemeyecektir. Yine ne mezunu olurlarsa olsunlar işyerinde ki başarıya göre title alabilirler. Üniv okumayı tercih etmemiş bir inşaat işçisi de şantiye şefi olabilir. Özel kurumlar sürekli devletin atadığı denetimcilerce denetlenip işçi hakları savunulacaktır. Sadece özet geçtiğim çokça geliştirilebilir bu yeni eğitim sisteminin ana fikir temasıdır.

Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .